Mücadele: Kadına Karşı Şiddet 2.Bölüm

Mücadele: Kadına Karşı Şiddet 2.Bölüm


Bir eylem düzenlenildiğinde, en ön saflarda ‘bir kadın daha eksilmeyecek’ diyen bir kadındı. Eksilen kadın annem oldu, ama annemin sayesinde başka bir kadın eksilmeyecek. Ben, annemi toprağa koyduktan sonra hiç ağlamadım. ‘Dik duracağım’ dedim. Fatma Şengül’ün kızı dik durmak zorunda. Ayakta durmak zorundayım, gülmek zorundayım. Savaşacağım, çabalayacağım, katilden hesap soracağım. 30 Mart sabahı 8’i 10 geçe gerçekleşti olay. Ben iki kurşun sesi duydum olayın olduğu gün. Bir ‘Ah’ çığlığı duydum. Yataktan fırladım, balkona doğru koştum. Komşumuz, “Koş, annen düştü’ dedi. Annem silah sesinden korktu, bayıldı diye düşündüm. Çünkü benim annem silahtan çok korkan bir kadındı. Merdivenlerden inerken annemi yerde gördüğümde, “Anne kalk silah patladı bir şey yok” dedim. Sonra yanına vardığımda annemi kanlar içinde gördüm. “Annem sana kim yaptı annem bunu?” dedim, bir kurşun sesi daha duydum, onda da katil o sırada mahalleden korktuğu için mi bilmiyorum, buradan nasıl sağ çıkabilirim psikolojisiyle sanıyorum kendini kol altından yaralıyor. Benim feryadım, insanların toplanması, kendini yaralıyor o anda. Annem de o anda ellerimin içinde son nefesini veriyor. Dört kurşun sıkmış anneme. Katil annemin iş arkadaşı. 4-5 aydır tartışıyorlarmış devamlı. Annem bana şikayet ediyordu, müdürlerine şikayet ettiğini iletiyordu. Bir bankanın emekliler lokalinde çay yapacaktı, görevi buydu. İki buçuk yıldır orada çalışıyordu. Katili de orada çalışıyordu. Annem üst katta çay yapıyor, adam alt katta çay yapıyor. Adam çalışmıyor, kendini kovdurmaya çalışıyor, tazminat almaya çalışıyor. Çalışmadığı için iş yükü anneme biniyor. Annem de, ‘senin işini bana yüklüyorlar, kendi işini kendin yap’ diye söylemleri üzerine katil kinleniyor. Kapımızın önünde pusu kuruyor, annemin evden çıkmasını bekliyor. Annem evden çıkınca anneme beş kurşun sıkıyor, dördü isabet ediyor. Tehdit varmış sanıyorum, ama annem bize söylememiş. Çünkü ölmeden iki gün önce telefonu bozuldu. “Kızım bir bakar mısın telefonuma” dedi. Telefonu elime alıyorum, Zeynel BY diye birinden dört kere üst üste mesaj geliyor annemin telefonuna. Karıştırmayayım, özeline girmeyeyim diye düşünerek mesajı açmadım. Bir tehdit olduğunu da düşünmedim. Çünkü annem bize kötü olan hiçbir şeyini yansıtmazdı. Ben işyerinde bir mobbing olduğunu düşünüyorum. Çünkü annem devamlı şikayet ediyordu bana orayı. Maddi zorluklardan dolayı çalışmak zorundaydı. O şekilde. Annen nasıl bir insandı? Çok hayat dolu bir insandı. Çok enerjisi yüksek bir kadındı. Hayat doluydu. Hatta kanseri gülüşleriyle kahkahalarıyla yendi. Saçları döküldü, saçları döküldüğünde bile o enerjisi annemden gitmedi. Salsa kursuna gidiyordu, halk oyunlarına gidiyordu. Örgü kurslarına gidiyordu. Hatta bir televizyon programında dereceye girmişti. Çok eğlenceli bir kadındı. Eğlenmeyi çok seven bir kadındı. Gülüşünü çaldılar. Biz babamızı çok küçük yaşta kaybettik. 99 depreminden birkaç ay sonra, bir trafik kazasında kaybettim babamı. Ben 5 yaşındaydım babamı kaybettiğimde. Üç çocuklu bir kadın, tek başına, hiç kimseye muhtaç olmadan, ne babamın ailesine, ne kendi ailesine, hiçbir şekilde muhtaç olmadan, iki iş birden yaparak bizi bugünlere getirdi. Ben hiçbir zaman ‘babam öldü, ben yetim kaldım’ diye düşünmedim. Böyle bir düşünce bende hiç olmadı. Annem öldüğünde oldu. Annem babamızın yokluğunu bize hiç göstermedi. Dövmenin anlamı ne? “Annem benim için her şey” demek. Almanca. Bunu annem kansere ilk yakalandığı zaman yaptırmıştım. Devletimiz bunlara karşı en ağır yaptırımları uygularsa en azından bu tür ölümler azalacaktır. Durmaz, maalesef durmaz, ama en azından azalacaktır. Devletimiz, dediğim gibi, bu bireysel silahlanmaya karşı önlem alabilirse çok daha iyi olacak. Dedim ki, “Ne yapabilirim, bu cinayetten hesap sormak için ben ne yapabilirim?” Unutulmaması için, bu adamın ‘pişmanım indirimi’ almaması için ben ne yapabilirim? Kamuoyu baskısı oluşturmam gerekiyor. Bunun için ne yapabilirim? ‘Bir hesap açacağım’ dedim. İkinci günü açtım hesapları. Orada insanlardan çok güzel destekler aldım. Hep yanımda olacaklarını söylediler. Birçok kadın dayanışma örgütünden destek alıyorum. Eşini kaybedip çocukları ile beraber hayat mücadelesi vererek hayata tutunurken bir erkek şiddetine kurban gitti. Biliyoruz ki Fatma ne ilk ne de son erkek şiddeti mağduru kız kardeşimiz. Ve Türkiye’de kadın cinayetlerinin geldiği boyutu, aşamayı hep birlikte görüyoruz. Fatma Şengül kardeşimiz de ne yazık ki birçok kadın gibi ateşli silahlarla hayatını kaybetti. Bizler bugün de Fatma Şengül’ün kızı Açelya ile birlikteyiz. Kadın Meclisleri olarak sürecin takipçisi olacağız. Ama karşısındaki bir erkek olsaydı onu kesinlikle öldürebileceğini düşünmüyorum. En azından bir tartışırlardı, konu kapanırdı. Ama bir kadın olunca, ‘bu, kadın, ben bunun altında ezilemem’ diye düşünüp mü öldürdü? Bu şekilde herhalde. Çünkü bizi sokakta ve işyerinde görmeye artık tahammül edemiyorlar. Kadın olduğumuz için biz öldürülüyoruz. Bizimle bir arada yaşayabilirsiniz. Bizler evlere tıkılmak zorunda değiliz. Bizler de varız, biz kadınız. Bir birey olarak çalışabiliriz, kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliriz. Hiçbir şekilde bir erkeğe muhtaç değiliz. Ve şiddet gören kadınlar, istismara uğrayan insanlar susmasınlar. Susmayın arkadaşlar. Bugün ben susarsam yarın bir yan komşumun başına gelecek. Yan komşumun annesi, kızı, çocuğu öldürülecek. Ben susarsam Ayşe, Fatma ölecek. Ben susmuyorum, siz de susmayın. Susmayalım, biz kadın olarak bir bireyiz. Ayakta durmalıyız, dik durmalıyız. Bu şekilde, yani bizi görmeliler, bizi varsaymalılar. Bu yasaların artık, cinayet davalarının, çocuk istismar davalarının suçlarının çok ağır bir şekilde olması lazım ki. Ben mesela şu anda ağırlaştırılmış müebbet istiyorum. Katilin normal müebbet almaması için uğraşıyorum. Bu cezaların caydırıcılığı olmalı ki, artık insanlar şu şekilde düşünerek birini öldürüyor: “Ben bunu öldüreyim, zaten indirim alacağım, takım elbise giyer indirim alırım hakimin karşısında, zaten 2-3 yıl yatar çıkarım” İnsanlar artık bu şekilde insan öldürüyorlar. Bunun önüne geçebilmek için, artık Türkiye Cumhuriyeti’nin bir şeyler yapabilmesi lazım. Bunun için de bizim susmamamız lazım.

Author:

43 thoughts on “Mücadele: Kadına Karşı Şiddet 2.Bölüm”

  • Üzücü çok üzücü, insanın artık yeter diye bağırası geliyor, ama bu kızımızın bilinç düzeyi beni çok umutlandırdı doğrusu.

  • arap artıkları diyor ki Allah bunun hesabını sorar diye bu adam dünya da eziyet çekmedikçe var olup olmadığı belli olmayan cehennemde mi yanicak

  • Su GaGa & The Crow Kingdom says:

    Tüm Dünya da şu an bireysel silahlanma sorunları yaşanıyor, bence her yere yasak gelmeli, çok sıkı bir denetim olmalı bütün kıtalarda, ülkelerde , şehirlerde , Biz insanız ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu en kapsamlı olarak bilen canlı türü sayılıyoruz, keşke böyle durumlar olmasa, kimsenin başına böyle şeyler gelmese…

  • Yazık tüm Ülkede yaşayan bu kadar Piskopat olurmu ⁉️ çok üzücü Ülkemi çok seviyorum ama iyiki yurt dışında yaşıyorum… Yaşar Kemal in dediği gibi bu Ülkede Kadın, çocuk, ağaç, hayvan olmayacaksın 😔

  • BCC ve journous iki gerçek haberciler ben çok seviyorum bu iki haber kanallarını aydınlanan sahte karanlığa ışık tuttukça onlardaki gerçeği görür ve buraya geri döner

  • Islam dini kadina dayaga izin vermistir!
    Nisa 34- Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

  • Nisa 34. Ayet kocasına itaat etmeyen kadına öğüt verin dövün yatağında yalnız bırakın daha ileri gitmeyin Allah büyüktür

  • Kimsenin cezadan korkup da birşey yapmaktan çekineceğini sanmıyorum .Önemli olan yasaklar ve cezalar değil eğitimdir , milletin sebep-sonuç ilişkisi kurmayı öğrenmesidir diye düşünmekteyim

  • biz kadınız bizi kabul edin dediği anda gözlerim doldu gerçekten çok kötü oldum ahhh be bacım ahh be güzel kız…ben bir erkeğim vede bunu izleyince erkekliğimden utandım bu şerefsiz şimdi delikanlımı oldu…ulan sen delikanlı değilsin gel bizi öldürsene erkeksin yaa… ulan idama karşıyım ama bunları idam edeceksin….her şekilde arkandayız

  • ülkede kadına şiddet değil,kadın şiddeti var.Ama erkekler doğru yolda kadınlara hak ettikleri gibi davranmaya başladılar.Umarım erkekler feminist kasık biti olmayı bırakır da eskiden oldukları gibi adam olurlar.

  • instagram: sihirbazpalyacokopukbalonshow says:

    Ulan bu kadına şiddet uygulanır mı? Ne kdr gzl bir kdn. Değerini bilin ayı olmayin ayı…

  • Bu güçlü görünen kadının içinde kopan fırtınalara kim sebep olduysa umarım en büyük cezaları alır.

  • Lütfen BBC gibi yabancı yayın kuruluşları manipülasyonlarına ve propagandalarına aldanmayalım. Edep ve ahlak konularında hıristiyanlar bizlere ders veremez örnek olamaz.

  • Yav kardeşim şiddet gören kadının hiç mi suçu yok? Erkeklerin ne mal olduğu belli. Doğalarında var vahşilik ve kabalık. Bugün bunu zekâ seviyesini artıran Avrupalılar çözmeye başladı, birçok erkek daha kibar; tabii arada kendini "alfa" olarak tanımlayan barzolar hâlâ çoğunlukta. Kusura bakmayın ama bu işi kökten çözecek formül basit:

    Çıkma çakma işlerini bitireceksiniz. Gençliğinizde kanınız kaynadığında onla bunla çıkmayacaksınız, kız olsun erkek olsun.

    Kızlar doğanızı reddetmek zorundasınız. Bu ülkedeki azgınlık seviyesini biliyoruz, erkekler elleri siklerinde dolaşıyorlar, yüz vermeyeceksiniz. Özellikle güzel ve çekiciyseniz, daha "alfa" erkeklere yatkın oluyorsunuz, daha şiddete meyilli, sizi koruyacak ve kollayacak, "güçlü" "kaslı" erkekleri görünce hormonlarınız coşuyor, onlardan çocuk yapma isteği duyuyorsunuz; YAPMAYACAKSINIZ. Önce bir altını üstünü yoklayacaksınız, bu erkek kavgalarınızda sizi dinleyip anlıyorsa (kendi kişiliği ve fikri olacak tabii ki ama sizi de dinleyecek) o adamdan adam olur. Bunu oturup aklınızla düşüneceksiniz, kişiliği çok çabuk anlarsınız.

    Size laf atılmasından zevk alıyorsunuz, kıskanmaktan zevk alıyorsunuz, erkek arkadaşınızın sürekli size karşı bir sorumluluğu olması gerektiğini düşünüp kendinizi kandırıyorsunuz. Bunları tamamen yıkmanız lazım, karşınızdaki de sizinle eşit bir birey ve siz dünyanın iki ucundan birbirini bulmuş 2 yegâne insan gibi davranmanız lazım. Karşıdaki de bunu düşünecekse romantik komedi filmi gibi yaşarsınız biraz kavga biraz aşk götürürsünüz.

    Ayrıca biraz yalnızlığı seveceksiniz, instagirl olmayacaksınız.

    Bunların hepsini sağladığınızda da erkekler laf atacak, işte orası sizin elinizden çıkıyor. Devlet en hafif tacize bile ciddi cezalar vermeli. O da umarız bu yobaz hükümet gidince düzelecektir.

  • Şiddetin cinsiyeti olmaz. Meşru olmayan her şiddet son bulmalıdır. Erkek şiddeti diye ayrıştırmak temelde odaklanması gereken şiddet kelimesini 2. plana atar. Erkek şiddeti demek tüm erkekleri bir bakıma aynı kefeye koymak demektir. Unutmayın ki eğer ortada bir mücadele varsa ve bunun olumlu sonuçlanmasını bekliyorsanız erkeklerle kol kola olmak ve sorunun çözümünde birlikte hareket etmek zorundasınız. Kadına şiddete hayır diyerek çıktığınız yolda iş erkek düşmanlığına dönmüşse durup bir düşünmeniz gerekir.

  • Keşke avrupanın kadına verdiği değeri değilde çocuğa verdiği değeri çocukları eğerki yetiştirmeyi becerebilseydik bugün böyle bir sorunumuz yoktu,sorun kadınlar veya erkekler değil çocuk çocuk çocuk

  • Bu hazin ve müessif hadisenin mağduru ve mef'ulu olan şahsa Allah rahmet eylesin. Fakat bu ve benzeri haberlerin "kadın cinayeti" başlığıyla verilmesi maalesef memleketimizde ve hatta dünya umumunda feminist gruplar marifetiyle icra edilen ve toplumu kadın erkek düşmanlığına sevk etmek isteyen bir algı operasyonudur. Zira cinayet ve katlin erkeği kadını olmaz. Cinayet cinayettir. Hukuk ve adalet nezdinde katilin de maktulün de cinsiyetine bakılmaz. "Erkekler kadınları öldürüyor" şeklinde, bütün erkekleri kategorik ve potansiyel birer katil gibi göstermek toplum açısından fevkalâde mahzurludur. Zira istatistiklere bakılırsa gerek hemcinsleri, gerek karşı cinsleri tarafından katledilen erkek sayısı kadınlardan kat ve kat fazladır. Şu hâlde "erkekler, erkek olduğu için öldürülüyor" diyebiliriz miyiz? Kategorik olarak bir cins öldürüyor denilebilmesi için, o kişinin, sırf cinsiyetinden dolayı katlediliyor olması icap etmez mi? El-hak öyledir. Lâkin bu düz mantığı bile iptal eden bir algı idaresi ile karşı karşıyayız maalesef. "Erkek olmaktan utanıyorum" diyenler, bu algı faaliyetinin ağına düşen insanlardır. Zira cinayet karşısında insan cinsiyetinden ötürü değil belki insanlık namına hicap duyabilir. Mantık, iz'an, akl-ı selim ve vicdan bu gerektirir.

  • Leandro Jaramillo says:

    Bu güzel hikayeyi bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz. Yaşadıkların acı şeylere rağmen, yüzündeki tebessüm, ne kadar güçlü olduğunu ve toplumumuzda birşeyler değiştirmek istediğini gösteriyor. Başarılar dilerim temiz kalpli kız.

  • Hayal Etmek Güzeldir says:

    Kadını korumaya çalışırken erkeğe zulmetmeye başlamak…. İstanbul Sözleşmesi imzalandıktan sonra kadına şiddet %500 arttı. Sahi bu Kadını Koruma Kanunu kadınları mı koruyor yoksa feministlerin bastırılmış duygularını tatmin mi ediyor ?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *