17 Ağustos Depremi’nin 20. yılında Gölcük-Değirmendere’de yaşam

17 Ağustos Depremi’nin 20. yılında Gölcük-Değirmendere’de yaşam


O deprem anı ve deprem sonrası burada gömülü kaldı. O kadar sırtımızı döndük ki denize denizi sanki biz depremin bir tellalı gibi gördük. İnsanlar da böyle büyük bir felaketin arkasında mutlaka bir sorumlu arıyorlar. Hani bir kızacak, bir öfkelenecek, belki de küsecek birini arıyor insanlar. Onda da denizi seçtiler. Normalde yürüyüp gezdiğimiz, çocukluğumuzun geçtiği yerlerin suyun altında olması inanılmaz, hâlâ daha duygulandırıyor bizi. Bir giden 25 geri geldi. Hayat devam ediyor. Değirmendere’miz İzmit Körfezi’nin incisi Son derece çağdaş yaşanılabilir bir beldeydi. Depreme kadar. İşte depremi yaşadığım bina ve daire. Yıkarıda. Aşağıya indiğimiz vakit binadan deniz, bina kapımıza kadar gelmiş. Balıklar deniz ürünleri, deniz kestaneleri deniz yıldızları bahçenin içindeydi. Burada, deprem öncesinde çok büyük bir parkımız vardı. ve devasa çınarlarımız. Yani bir bu kadar daha denizde parkımız vardı. Şu bölümde Koruk Otel vardı. Sahilimizde balıkçı lokantaları ve kafeteryalarımız vardı. Fay ayrlıp o devasa binaları içerisine alıp kapandığı söyleniyor. Dalgıçlarımız gittiklerinde, baktıklarında deniz altında hâlâ batık masaların, sandalyelerin hatta bina kalıntılarının var olduğunu söylüyorlar. Ben deprem olarak algılamadım onu. öncesinde, sanki dedim ki savaş çıktı. Tüpraş patladı, bombalandı. Orası Tüpraş her yerinden ateş çıkmaya başladı. Resmen yanıyor. Helikopterler geldi, bize dediler ki bölgeyi boşaltın. Nereyi boşaltacaksınız? Arkanızda fay patlamış, binalar yıkılmış, yanıyorlar. Önünüzde deniz. Bir yere gitme şansınız yok. Karşınızda Tüpraş. Teslim olduk. Kendimizi bıraktık. Demek ki dedik kıyamet böyle bir şey… Ölüm böyle bir şey. Çünkü yaklaşık 5 gün sürekli altımızdaki yer halı gibi oynadı. İşte fay hattı. Buradan şu köşeye kadar bu duvar iniyor. Ve fay buradan bu şekilde İstanbul Ve buradan da Sakarya tarafına doğru bu şekilde patlama yaparak açılıyor. Ve biz burada mahsur kaldık. Bu fayı aşamadık. Helikopterler buraya, Donanma’ya indiler ama bizim yüzümüze bile bakmadılar. (Burada) Değirmendere’nin en modern binaları vardı. Depremde hasar aldılar. Bazıları anında çöktü. Bazıları aldığı hasar sonucunda yıkıldılar. Ve biz günlerce burada kurtulmayı, kurtarılmayı bekledik ama Maalesef bırakın kurtarılmayı hayatımızı idame ettirebilmek için bile hayatsal desteği alamadık. Ve depremden iki gün sonra hayatımda hiç unutmam o iki tane delikanlının yaptığını Hereke’den küçücük bir sandalla buraya bize ikmal getirdiler. Su, çay, ekmek, karpuz, battaniye O küçücük sandala doldurmuşlar. Kürek çeke çeke canları çıkmış “Abi size getirdik bunları” diye verdiler. Anlatamam sana. Devletin yapamadığnı iki çocuk yaptı, iki çocuk Tabii depremden sonra biz burada burada kalanlar olarak ne zaman bir araya gelsek konuşmamızın en başında mevzumuz depremde yaşadıklarımız oluyor. Onlar hep müteahhit hatası abi Demin anlattığım gibi O hani değişik şehirlerden yağma amaçlı gelenler Ya kadının bileğini kesiyorlar, bileğini ya. Yani bu anlatmakla anlaşılmaz. Allah yaşatmasın, yaşatmasın ama Doğa kanunu bu, yapılacak. Binalar sağlam yapılsın. Tek temennimiz, benim şahsen binaların sağlam yapılması. Bu binalar deprem öncesi binalar. Yapıldığından beri inanır mısınız sıfır hasar. Fakat işte bu fayın geçtiği bölge O fay hattında ne varsa tahrip olan, yıkılan onlar oldu. İskelemiz gitti. Bu iskele sonradan yapıldı. Zaten Değirmendere’yi Değirmendere yapan denizdir. Denizimiz bizim için hayat kaynağıydı. Balığa çıkıyorduk, yüzüyorduk. Su sporları yapıyorduk. Ama depremden sonra insanlar denize sırtlarını döndüler. Dönmelerinin sebebi de; zararı denizden de aldılar. Hatta giden insanlarımız bile denizi olmayan yerlere gittiler. Fakat biz burada yaşadığımız için gerek kamunun, gerek yerel yönetimin üstün gayretleri ve çalışmaları sonrasında biz denizle barışmaya çalıştık. Ve o çabanın sonunda yapılanlar bizi tekrar denize döndürdü yüzümüzü. O fay gerçekten denizden değil aslında bizim hayatımızdan geçti. İnsanların da bir yerde bu denizden soğumaları aslında depremde herkes bir sorumlu aradı. Han binamız neden çürük, neden doğru düzgün yapmadık düşünmek yerine fay denizden geçtiği için, her şeyi denizden bilmeye başladılar. Biz çocukluğumuzda denizden dışarı çıkmıyorduk burada. Büyüyene kadar bu şekilde devam etti. Fakat depremden sonra denizin verdiği reaksiyon deprem anındaki insanları çok fazla korkuttu. Şunu bile söyleyebilirim; İnsanlar sandallarıyla balığa bile çıkmaz oldu. Balık tutmaya gitmemenin altında çok büyük travma yatıyor. O travma da tabii ki şeyden; Binaların büyük bir kısmı denizin altında kaldığı için insanlar da orada kaldılar Arka taraftan dönen o felaket senaryosu da balıkların o insanları yediğinden mütevellit çıkan bir travmadır bu. Biz bu korkuları yenmek için yavaş yavaş insanları denize alıştırmak için ilk başta dalışla başladık daha sonra yavaş yavaş windsurf geldi. Şöyle söyleyeyim; 10 sene önce burada insanlar ayağını denize sokmuyordu. Şimdi baktığın zaman havlusunu alıp, güneşlenip denize giren insanlar var. Çocuklar depremi çok fazla bilmiyorlar. Yaşamadılar. Yaşamadıkları için onların çok fazla korkusu yok. Onlarla beraber bu korkuyu halkımızdan almaya çalışıyoruz. Aslında çok büyük bir terapi deniz herkez için. Bir meditasyon. Burada bizim sörf okuluyla beraber birazcık daha değişim başladı. Doğru bir açıyla bakılabilirse zaten her şey eskisi gibi, ya da olması gerektiği şekle gelecektir. Yani bu bir çöküş, bir batış aslında bizim için büyük bir çıkış olabilir. Depremden sonra burada insanlar “Değirmendere’de yaşam bitti” “Değirmendere’de artık yaşanmaz” dediler. Ama enteresani bir giden 25 geri geldi. Rahmetli Ahmet Işıkara, “deprem dede” diyoruz televizyonlarda dedi ki Değirmendere, Gölcük, hatta İzmit Daha 100 sene, 150 sene bir şey olmaz. Dolayısıyla insanlar gönül rahatlığıyla bu çevrede yaşamını devam ettirebilir Yerleşebilir, çünkü gaz boşalması oldu. Bu televizyonu izleyenler bu sefer deprem riski çok olan yerlerden tekrar buraya dönüşleri başladı. Ve yeni yeni binalarımız yapıldı. Yeni yeni sosyal donatılarımız yapıldı. Ve şükür yerel yönetimimiz, siyasi görüşüm çok farklı olmasına rağmen yerel yöneticilerimiz çok hassas davrandılar. Bu konuda taviz vermediler. Yeniden yapılan binaların ruhsatlarını verirken halen çok titiz bir çalışma içerisindeler. Tabii insanlar kendileri de bilinçlendiler. Depremi yaşayan veya yaşamayan. Yaşamamış olanlar bile artık konuşmalardan ders çıkarttıkları için artık malzemeden çalmıyorlar. Ve bilinçsiz müteahhitlere inşaat yaptırmıyorlar. İnsanların depremden sonra tekrar yaşamlarına normal şartlarda dönebilmesi için önce devlet desteği sonra hukuksal destek sonra tıbbi destek. Bunlar çok önemli. Bu destekler yapıldığı zaman insanoğlu kendini çok çabuk toparlıyor. Yapısından kaynaklanıyor herhalde. Veya yaşama tutkusundan kaynaklanıyor olacak ki… adaptasyon süresi çok kısa oluyor. ve o felaketin izlerini çok çabukl silmeye çalışabiliyor. Önemli olan o gücü kendi yanlarında hissetmeleri.

Author:

85 thoughts on “17 Ağustos Depremi’nin 20. yılında Gölcük-Değirmendere’de yaşam”

  • Deprem değil harp silahı kullanıldı bizim bilime daha çok çalışıp Amerika'yı artık bu topraklardan sürmemiz lazım

  • İlber Kağan TURAN says:

    Hiç unutamıyorum o anı. Her anlamda hayatımı değiştiren deprem… Yaşadığım binaya bir daha geri dönemedik. Hâlbuki o evi ne kadar çok seviyordum. Umutlarım, hayallerim, göçük altında kaldı. Gölcük de iskele yolunda o kadar çok göç yasandı ki.. Vedalaşmaya vaktimiz yoktu. Taşlar yerine oturdu deprem de. Kalbime ise kocaman bir acı, bugün hâlâ içim yanıyor. Umarım tekrar yaşanmaz. Görünce çok duygulandım. Eski günlere geri döndüm. 😢

  • gökü gökü2 says:

    yalniz ulkemizde yasanmis her olay gibi yine kayitlari, roportajlari ve sonrasini bbc gibi kanallardan takip ediyoruz.zira bizim tv ler o kadar cop oldu ki tutup soyle bir kisa belgeselcik bile yapamiyorlar veya umurlarinda degil.bu da neden bu ulkelerin gelismis ve kalkinmis ulke oldugunun ufak bir ornegi.

  • Beklenen İstanbul depremi Türkiyenin bitişi olacak.Murat Bardakçı söylemişti son en büyük depremde sular Galata Kulesine kadar çıkmış.Depremden sonra insanlar balık ölülerini toplamış.

  • Yaşanan depremi de unutmadık, toplanılan 48 milyarlık deprem vergisiyle duble yollar yaptık diyenleri de..
    Tekme tokat konutlardan atılan depremzedeleri ise hiç unutmadık.!
    "Mezarda Emeklilik Yasası" olarak ta bilinen 4447 sayılı yasa ile, … 17 Ağustos depremini fırsat bilip öyle çıkarmışlardı bu gasp yasasını Hükümet. Onuda unutmadık.

    Tüm Türkiye Gölcük için seferberken hükümette 4447 yasa ile yaşayanları da diri diri mezara koyduğu yıllardı..

  • Karamürselliyim. Deprem olduğunda ben 3 yaşındaydım hiçbir şey hatırlamıyorum. Fakat videodaki abimiz o kadar içten anlattı ki, kaç senedir yaşadığım yer birden gözüme farklı geldi, yaşamış gibi duygulandım. Özellikle fotoğrafları gördükten ve gerekli bilgileri aldıktan sonra felaketin boyutunu çok daha iyi kavradım.

    99 depremi için geçmiş olsun. Ama birdahaki gelişlerinde "Geçmiş olsun" demek yerine direk geçip gitmesi için şimdiden tüm önlemleri almalı. İnşallah bir daha olmaz demek bilime ve gerçekliğe ters. Deprem belli aralıklarla mutlaka olacak. Yapılması gereken; teknolojiyi ve aklı son radde kullanarak gereken tüm önlemleri almaktır.

  • Ela Aktürkoğlu says:

    Devlet o kadar büyük bir deprem faciasına hazır değildi. Hiç bir devlet o kadar büyük faciaya dört dörtlük cevap veremiyor. ABD'nin bir çok yeri kasırga bölgesi ama büyük kasırgalarda onlar da aciz kaldı. Ve maalesef devremin siyasi faturası zavallı Ecevit'e çıktı.

  • Madem fay hattında ve daha önçe şiddetli bir deprem görmüş, ne diye ısrarla 5 katlı bina yaparsın anlayabilmiş değilim!

  • Benimde aklıma Veli Göçer diye bir müteahhit geldi. Onun yaptığı binaların hepsi çökmüştü galiba. İnşallah herkes ders almıştır.

  • eda deniz yanık says:

    Ben 2005 doğumluyum doğdum doğalı Değirmendere yaşıyorum annem Dedem Dayım meydandın karşısında fotoğrafçı. Onların bana anlattıklarını hiç unutamam. Annem 19 yaşında o sıralar, Dedem de emekli astsubay olduğu için askeriyenin işlerini hep onlar yaparmış hala da öyle gerçi. Anneme o enkazların fotoğraflarını onca ölünün nasıl gömüldüğünün onca vinçin fotoğraflarını yaptırmışlar, annemin gözleri dolmuştu anlatırken. Deniz demişti, “kızım öyle bir şeydi ki anlatamam, bilinen bilinmeyen onca insan ölmüştü bende ellerim titreye titreye o fotoğrafları basardım bir yandan da babana ulaşmaya çalışırdım Zonguldaktaydı nişanlıydık o zamanlar. Evimiz çok kötü haldeydi çadırda kaldık kaç gün bilmiyorum sonra taşındık ama korkumuz geçmiyordu. Devlet askeriye yetişemiyordu. Arkadaşım bizde kalmıştı o akşam onun korkusuna da dost çıkmıştık.” Diye devam eder. Gerçekten yaşamamış olsam bile anlatılmaz yaşanır cümlesinin doğru olduğunu öğrendim deprem sayesinde. Ama her ev yapan bilinçlenmedi hala en ufak bir depremde yıkılacak evler mevcut, sonradan gelenler bilmiyor durumu onlar böyle yapıyor bunun düzelmesi şart.

  • yok devlet kentsel dönüşüm başlatmış yok afet politikaları yapılmış.. anca deprem olursa tüm pislikler ortaya çıkacaktır. 17 Ağustos'ta olan da budur.

  • Dominik Brodoto says:

    valla açık ve net 1999 marmara depremi o günkü ecevit hükümetinin yüz karası kızılay çadırlarının afetzedelere götürüldüğünde ne halde olduğunu o günün tanıkları var ve daha ne rezaletler dünya milenyuma hazırlanırken türkiye bir deprem ne hale geldi çok acı günlerdi şu an ekonomik krizde bile veryansın ediyoruz ama şu an bile halimiz on bin kat iyi o günden bunu yaşamış biri olararak söylüyorum allah ölenlere rahmet eylesin

  • Ömer Faruk Yılmaz عمر فاروق يلماز says:

    Binaların çoğu depreme karşı dayanıklı değil. Olası bir büyük depremde milyonlarca insan ölebilir.

  • Amerika'da yagmur biraz fazla yagsin sel riskine karsi hemen her yerde uyarilar, telefona acil cagrilar gelir, isteysen eve gonderilirsin. Insan cani en onemli sey. Turkiye'de kadercilige teslim olmus bir caresizlik, 'devlet' diye guvendigi kurumdan yardim dileniyor oysa o devlet senin icin var, o gucunun hic farkinda degil, kullanmiyor. Travmatize olmus, hayatlari mahvolmus bu insanlarin, cok yazik… Ustune hala orada yasiyor olmalari ne kadar caresizlige sikismis olduklarinin resmi bence.

  • Devletin yapamadığını 2 çocuk yaptı deyip de orada ağladı ya amca ben çook etkilendim. Ne kadar deprem belgeseli izlesem de yaşamadan bilemem acısını ama 6.4'lük depremi geçen sene Balıkesirde kardeşlerimle evde yalnızken yaşadım. Bu travmatik etki bile yaratıyor. Amca nasıl hâlâ duygulanıp ağladıysa ben de ağladım. Hatta uykumu bile etkiliyor bu durum. Kaç gece ben sallandık mı? diye kalktım ,kaç gece yatamadım. Allah daha büyüğünü veya küçüğünü fark etmez kimseye yaşatmasın. Doğal felaketlerin başında insan faktörü daha önde geliyor bazen fay hatları gibi. Çok korkunç bir olay. Yalnız denizin altında binaların olduğunu duyunca çok ürperdim ve üzüldüm. Ne hayatlar gitti. Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun. 🙁 Bu kısa belgesel bile o kadar çok şey anlatıyor ki. Teşekkür ederim

  • depremden dört ay sonra gittim değirmendere'ye. "şenlik dağıldı bir acı yel kaldı " diyebildim görünce. bambaşka bir yerdi ora; doğası, insanı, etkinlikleri, sahili, manzarasıyla. nazar değdi. hala çok üzgünüm. gençliğimin güzel bir dönemi o beldede geçmişti.

  • Ölü soymak için Diyarbakır gibi anası gevşek kekoların olduğu şehirlerden otobüslerle sefer düzenliyolardı altın için bileği boğazı kesilenler haber olmaya başlayınca polis bu vata haini satılmış oçlarının otobüslerini şehirlere sokmayıp geri gönderdi

  • Bu haberin hazırlanmasında emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. O felaketi 18 yaşında Gölcükte yasadim. Deprem bagira bagira geliyorum dedi. O depremden onceki 1 yil icerisinde defalarca deprem yasadik. Devlet orada yoktu. Yalnizdik. On gördükleri halde soylemediler. Çünkü planlari yoktu. Öbür dünyada iki elim yakalarında. İsrail'den gönderilen battaniyelere sarildik yattık. Bu ülkenin cumhurbaşkanı başbakanı gelemedi. Liseden sınıf arkadasımı yikilan binamizin önünden gecerken gördüm elinde bir posette iki kuru ekmekle. annesi babası enkaz da kalmis, öldüler dedi. O durumdayken ekmeğini paylaşmak istedi. Daha neler neler. O deprem kalbimizi yırtıp geçti. Hoşçakalın.

  • fatih istanbul says:

    Tüpraş 2 kat kadar büyütüldü ve yanina yeni lux binalar yapıldı 400 bin tl satılıyor ve millet alıyor tuprasin yanında devlette milletde akıllanmıyor

  • 385 bin bina hasar görmüş ama 18 bin insan ölmüş kimi kandırıyorlar dedemler yardıma gittiklerinde ceset kokusundan giremiyorlarmis

  • Ceren Greenleaf says:

    Evet herkes deprem sırasında öleceğini düşünmüş. Ayrıca ölüm sayıları da çok az bir sürü insan kayıp depremden beri. Çok kötü bir olay umarım bir daha yaşanmaz

  • Ceren Greenleaf says:

    Annemin anlattığına göre bir kadında depremi duyar duymaz arabasını ekmek su battaniyeyle doldurup gelmiş istanbuldan herkese dağıtmış. Ne güzel insanlarda var şu dünyada

  • Ceren Greenleaf says:

    1958 yılında Üsküdar vapur faciası olmuş. 300 küsür İnsan çoğu da öğrenciler; Körfez’de boğulmuş. Asıl o zaman denize küsmüş insanlar. Balık tutmamaya başlamışlar. Çünkü çıkarılamayan cesetler olmuş.

  • Özgür Aşkara says:

    Hatrımda hep sesimi duyan var mı lafı, geride kalanlara sabır diliyorum. Sonrası için önlem alınabilir mi? Muhakkak. Ancak bizler akıllanmaz bir toplumuz. Ulusal medya hep olduğu gibi yine yetersiz.

  • MURAT ÇALIŞKAN says:

    A Haber : İngiliz acani BBC, Allah'ın takdiri ve fıtratında ölüm olan depremi kullanarak halkı galeyana getirmeye çalışıyor.

  • Berat Albayrak says:

    Deprem olduğu zamanlara babam beton şirketinde çalışıyormuş. İstanbuldan Yalova'ya tesisteki hasarları onarsın diye yollanmış. Etraf leş kokusundan geçilmiyormuş.

  • Depremi izmitte yaşayan bir izmitli olarak 2.günü Değirmendereye gittik gerçekten lunapark vardı mesela çarpışan arabalar adeta denizaltı gibi gözülüyordu. Donanma yeni yapılanmaya gitti depremden sonra. Fakat şu da bi gerçek muhtemelen bbc bi deniz teması tutturmuş bu kısa filminde, çok da aslı yok. Yani izmitte değirmenderede karamürselde denize KÖRFEZe küsülmesi gibi bi durum söz konusu hiç olmadı o kısmı olayı hikayeleştirmek tema yakalamak adına eklenmiş gibi geldi.

  • Ben dikilideydim 17 Ağustos depreminde.
    Yattığım tek kisilik yatak kucucuk odada duvardan duvara carparak sallanmisti. Gecenin saat 3 u internet yok bisey yok o yillar.
    Merkez ussunun izmit olabilecegi aklimiza dahi gelmemisti.
    Bulgaristandan akrabalar arayinca bile anlayamamistik durumun buyuklugunu.
    Saatlerce hatlar mesguldu.
    Adapazarinda yasayan bir akraba kosarken merdivenler arkalarindan çökmüş, son anda kurtulmuslar. O sehre yardima giden buyuklerimiz yaz sicaginda koca sehrin nasil da ceset koktugunu anlatiyorlardi.
    Ben cocuktum, gitmesek de kalbimiz parçalanmıştı o trajediyle.

  • Murat Gulkazar says:

    Koskoca Marmara ana fay hattının geçtiği noktaya 6 katlı binalar yapılmış. Ama sağlam o binalar diyor amcamız. Durumu özetliyor sanırım

  • özgür tuncer says:

    Bir kişi müteahhit'in hatası diyor ama yanlış diyor; müteahhit hata yapmaz, müteahhit çalar ve bizler ölürüz. Ülkede müteahhit çalmaya, onu denetleyenler de buna çeşitli nedenlerle göz yummaya devam ettikleri için olası büyük depremlerde 99 depremindeki aynı sahneleri tekrar yaşayacağız. Amerika'da geçen ay 7.1 şiddetinde deprem oldu ve 1 kişi bile ölmedi. Kafir dediklerimiz kadar dürüst olursak deprem bize de hiç bir şey yapamaz.

  • Ne güzel yayın yapıyorsunuz ya, emeğinize sağlık. Çok yaşayın ki insanları a haber gibi müsveddelerden kurtardınız

  • O Veli Göçerin ona göz yumanların ona fırsat verenlerin yatacak yeri yok. 1. derece deprem riski olan bir bölgeye fay hattına yapı yapıyorsun kumu denizden çekiyorsun, demirden çalıyorsun sonra da kazandığın paraları rahat rahat yiyeceğini sanıyorsun. Bu ülkede Yiyor ne yazık ki 19 yıl hapis cezasının 7.5 yılını yatan bu şerefsiz geçen yıl haberler de çıkmıştı yeniden inşaat şirketi kurmuş…
    İyi ki Cehennem var.

  • Istanbul'un sahil kesiminin de akıbeti bu. O kadar çok dolgu yapıldı ki korkarım depremde deniz değirmendereyi yuttuğu gibi yutacak

  • Anca yüz yılda bir olacak bir doğa felaketi, ben de Gölcük Kavaklı mahallesinde oturduğum dairede yakalandım depreme 17 yaşındaydım. Yaralar sarılmaya devam ediyor, zaman en büyük ilaç ama bir yirmi sene daha lazım sanırım Gölcüğün ve Değirmendere'nin tam olarak toparlanabilmesi ve eski parlak günlerine dönebilmesi için. Tabi bölgede yaşamaya devam edenler daha iyi bilir, biz ailece Eskişehir'e, atalarımın topraklarına geri döndük diyelim.

  • Nümismatik TV says:

    Aradan 20 sene geçti. Peki toplum olarak ne kadar bilinçliyiz?
    Acil durumda ne yapacağımızı kaç kişi biliyor?
    Kaç tane afet toplanma noktamız var?
    Binalarımıza ruhsat verilirken kontroller gerçekten yapılıyor mu?

  • Adrianokomodo 41 says:

    Biz depremin 2.günü yalovadan direk gölcüke akrabaların evlerinde durum ne diye bakmaya gitmiştik. Ve evi 2 saat aramıştık öyleki binalar yıkılmış bulmakta zorlanmıştık. Her yerde koku vardı. Babam bana ozaman tüp kokuyor demişti. Halbuki şimdi anlıyorum cesetti… Rabbim bir daha yaşatmasın acı günlerdi…

  • 9 yaşındaydım. Depremden sonra dışarı fırladık. Çömeldim, titriyordum, üşümüştüm. Ne zaman içeri girecez diye soruyordum kendime. Belki yarim saat belki bir saat sonra falandı heralde…. 4 ay giremedik.

  • tunahan altınışık says:

    6 yasindaydim dun gibi aklimda . Birakin dun 2 dakika oncesi gibi camdan baktigimda yani dibimizdeki binalarin yikilisini izledim . Sabah oynadigim arkadaslarimin gecenin bir korunde parcalanmis bedenlerinin tasindigni gordum .

  • O zaman Avrupa'dan ve dünyadan Türkiye'ye çok büyük paralar geldi yardımları geçiyorum hadi Milyarlarca dolar para geldi ,internete girdiğinizde çıkar meblağlar.Gelen bu paralara ne oldu ..Yol yapıldı hemde duble yollar :-)) hey benim güzel ülkem ve güzel akıllı ,ahlaklı ,bilinçli insanları ,Allaha bol bol dua edelim birdaha böyle depremler olmasın diye ,eğer ki olursa o zaman hapi yuttuk.

  • Yardıma gelen yunan,israilli,avusturyalı,ingiliz…bir yandan da ekmeği 10 katı fiyatına satan fırıncılar. Dedemin gözyaşlarını silerken fırıncının yüzüne yüzüne ettiği beddular, küfürler hala kulağımda çınlar.

  • insanlar golcukte hala bu depremi görmüş binalarda oturuyorlar.kentsel donusum ise rant varsa yapiliyor bkz:bagdat caddesi bolgesi

  • Sıla Ege Çağlar says:

    BBC videoyu deprem merkezi Gölcük ‘te çekmiş olsaydı böyle güzel manzaralar gösteremezdi. Gölcük’te hala depremden kalan yıkık dökük evlerde yaşayan insanlar var.Onları çekseydi daha realist bir video olurdu. Her yer Değirmendere sahili gibi değil maalesef… Ek olarak , insanların suya girmeme ve de balık tutamama sebeplerinden en önemlisi aslında suyun çevredeki fabrikalar yüzünden çok kirli ve kokuyor olmasıdır.

  • ALLAH bir daha böyle bir felaket yaşatmasın inşallah yarabbim benim babam İzmir deki Tüpraşta çalışıyor o da böyle bir depremde patlayabilir ALLAH korusun 😔😥

  • Dindar bir çevrede büyüdüm. O yıllarda bu bölgede ahlaksız olduğu için depremin özellikle orayı, Değirmendere’yi etkilediğini söyleyen bir cahil ordusunu dinlemek zorunda kaldım. Mecburen dinledim çünkü çocuktuk. Şu insanlara bakın. Ne kadar normal ve olması gerektiği gibiler, hayata tutunacak her şeyi yapıyorlar. Keşke tüm Türkiye Değirmendere’nin insanları gibi olsa.

  • Cok zor gercekten ben konyada yasıyorum 2009 ramazan zamanı 4.7 bu deprem oldu buna gore cok kucuk ama benım psikolojimi bozdu o ses o sarsıntı bıde yıkılma tsunami cok kotu ya Allah bır daha yasatmasın

  • O zaman devlet mi vardı ? Ülkede deprem olmuş binlerce kişi etkilenmiş ama o zaman ki devlet vatandaşına bi lokma ekmek bi sıcak battaniye bi çadır vermekten aciz..Deprem paralarıyla da memurun maaşı ödenmişti.O günlerden bugünlere..Çok değil aradan 15-20 yıl geçti ama şimdi resmen varlık içinde yaşıyoruz..Herşeyimiz var devletimizde çok güçlü elhamdülillah..Azıcık bi konforumuz bozulunca hemen devlete sövüyoruz.

  • Berfin Nur Ceren says:

    Malzemeden çalanın hak yiyenin göz yumanın önlem almayanın görmezden gelenin Allah belasını versin!! Bu arada ufuk Koçak’ın YouTube video eğitim kanalındaki konuşmasını kesinlikle tavsiye ederim.

  • Değirmenderede doğdum 1998de taşındık trabzona ama depremde eski apartmanim çatlamıştı etrafındaki binalar yıkılmıştı sadece o ayaktaydi. Betonun içine agrega koymak yerine deniz kumu koyulmuştu ve bu kadar büyük hasar vardi muthaitlerin kaç tanesi tutuklandi kac tanesinin elinden yetki alındı?

  • Seyfettin Yildirim says:

    Bu felaketi en çarpıcı bir şekilde anlatan yapım. Gelecek kuşakların benzer felaketi yaşamaması açısından çok önemlidir.Teşekkürler Aylin YAZAN

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *