17 Ağustos depreminin 20. yılı: ‘O an’ neler yaşandı?

17 Ağustos depreminin 20. yılı: ‘O an’ neler yaşandı?


Binaların çatıları deniz seviyesinin üstüne gelmiş, binalar çökmüş ve bütün mahalle su altında ve ışık da yansıdığı için böyle bir hiçlik var ortada. Karanlık bir yerdeyim ve zemin su. Şu etrafta gördüğünüz siyahlar, siyah değil bence. Ben siyahı orada yaşadım. Zifiri karanlık bir ortamda, bütün o yıkıntıları, yıkılmış siteleri göre göre ilerledik. Dehşet vericiydi. Ve indik aşağıya. O anda bütün kardeşim, annem, babam sağlar mı Bizim binamız 5 saniyede yıkıldı. Ben aşağıda 40 saniyeyi yaşadım. Yani hiç mi dayanmaz bir bina. Patır kütür çöktük. Gece geç vakit balkona çıktım Yukarıya doğru baktım, bütün yıldızlar üzerimize doğru geliyordu. “Allah Allah, niye böyle bir havada değişiklik var” hissi uyandı bende. O gece her zaman olduğundan daha fazla sıcaktı. Yıldızlar aşırı parlaktı, deniz yatık, sakindi. Aşırı şekilde bir uğultu, bir gürültü. Kesinlikle sallantı yok. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Herhalde rüzgar esiyor diye düşündüm. Bir ıslık sesi gibi, bir üfleme sesi gibi bir ses geldi. Ben de uzun oturuyordum, biraz toparlanayım diyerek ayağa kalktım, Odamın penceresi tam Tüpraş ışıkları görüyor. Yani denizi görüyor ve Tüpraş fabrikayı görüyor. Tam dalmak üzereyken böyle şiddetli bir sarsıntı oldu yatakta Ama böyle yani hiçbir şeye benzetemeyeceğim derecede Böyle ileri geri çok hızlı bir şey ve ses yok öncelikle. Çok kötü ve korkunç bir geceydi. Büyük bir sarsıntı, büyük bir uğultuyla yataktan fırladım. 92 depremini de Erzincan’da yaşadığım için olayı çok iyi biliyorum. Pencereden her zaman gördüğüm rutin fabrikanın ışıklarında dev bir patlama oldu. Ve ben anneme seslendim, anne ne oluyor dedim “Oğlum zelzeze oluyor” dedi. “Anne ne oluyor” tekrar bağırdım. Hemen tabii çocuklarım aklıma geldi. Sağa sola yalpalaya yalpalaya çocukların odasına gittim ama bu arada devam ediyor. Ve ben attım kendimi koridora ama duvardan duvara vuruyor beni deprem. O duvara çarpıyorum, bu udvara çarpıyorum ve ben bir koşu çocuklarımın yanına ulaşmaya çalışıyorum. Eşim “deprem oluyor” dedi, ben de o an uyku şeyiyle “hayır ya burada deprem olmaz” gibi bir duyguyla uyandım ama fırladım evin içerisinde herkes bağırıyor falan. O anda şoka girmişim. Kızım “anne, anne kendine gel, anne hadi” diye tabii apartmanda bağırtılar, sesler, korkunç bir şekilde Babam annemi bana doğru attı yatak odasından, ben apartman dairesinden hızlıca merdivenleri indim iki kat Ayaklarım çıplak. Annem buramda, annemi belinden kavradım, böyle koşuyoruz. Deprem olduğunu hissettiğim anda hanımların üzerine bir adım, bir adım daha atarken iyice deprem, çabuk kalkın, deprem diyerek, onları masa altı derken yatın dedim, çünkü havalandık aynı anda. Yavaş yavaş, herhalde yani yavaş zannediyorum ama paldır küldür aşağıya inmeye başladık, onların üzerlerine kapandım. Tavanın belime düştüğünü hatırlıyorum. Bir anda her şey simsiyah ve toz oldu. Ve dışarıya fırlayarak çıktık, geceliklerle. Koşarak, annemle evim yakın olduğu için, ilkin anneme doğru koştum. Anne baba sesleriyle, onlar aşağıya doğru, bize doğru koştular ve birbirimize sarılarak… Aşağısı toz, duman, göz gözü görmüyor. İnsanlar çıplak. Yataktaki halleriyle fırlamış çıkmışlar. Ne olduğunu algılamaya çalışıyorum deprem oldu ama bui, bu kadar mı, bu mu böyle filan derken evet deprem, insanlar bağrış, çığrış, enkazlar… Binalar yıkılmış. Apartman zeminine indiğimde yaklaşık belimize kadar su olduğunu gördüm. Dışarı çıktım ve o güne kadar, yani 24 senelik hayatımda, 4 yaşımdan beri gittiğimiz bir yazlığımız burası, Hiçbir yeri tanıyamadım, yani bir hiçlik vardı. Hâlâ deprem olduğunun farkında değilim ve şiddetle tekrar deprem başladı ikinci bir sarsıntıyla. Ayakta duramıyorduk aslında ve dışarıdan sürekli sesler geliyordu. Ben açıkçası deprem olduğunu düşünmemiştim. Hava saldırısına uğruyoruz ve savaş çıktı diye düşünmüştüm. Ben o sırada göktaşı düştüğünü yani göktaşı düştü dünyaya çarptı, hepimiz öleceğiz, yanarak öleceğiz gibi algılıyorum. Bu dedim başka bir şey. Yani bu herhalde dedim kıyamet denilen bir şey var Yani bu dedim kıyamet oluyor herhalde dedim yani. Gidiyoruz dedim artık, kıyameti yaşıyorum. Resmen kıyameti yaşadık. Altımda hanım, hanımın altında da çocuk kaldı. Kızımın bağrışlarını hissettim. Duydum. “Boğuluyorum baba, boğuluyorum baba” yani şimdi söyleyemiyorum onu, diye hep kulaklarımda zaten o ses. O şekilde kaldık saatlerce. Annem yanımda. ve ben o sırada ölüm şeklimi merak ediyorum. Çöken binalardan elektrik ışıkları, böyle mavi mavi suyun üstünde gezindiğini gördüm Ve anneme çarpılarak öleceğiz anne, çabuk bu tarafa kaçalım dedim çünkü her yerimiz su, belimize kadar. Sokağın sağına doğru deniz kenarından ilerlemeye çalışırken deniz bir anda çekildi. Her zaman denizinde yüzdüğüm, yüzmeyi öğrendiğim denizin bu şekilde çekilmesini görmek, yani herhalde bir 80 metre, bir bayır oluştu denizde. Midyeleri görüyorum, midyelerin çatırtıları… O an dilim tutuldu, yani annemle titriyoruz ve koşmaya çalışıyorum. O denizin de geleceğini tahmin ettim tabii geriye. O deniz geri geldi ama geliş yüksek dalga şekilde değil yani böyle kıvrım kıvrım köpük köpük bir dalga şeklinde değil de sanki bir çanaktan boşaltırmış gibi. Yani bir derenin, bir barajın patlaması gibi düşünün Ağır bir şeklide vurdu bize. Hepimiz bir yerde toplandık ama herkes perişan, herkes kötü durumda. Bağırtılar geliyor, çığlıklar geliyor. Apartmanlar yıkılmış. Ama hiçbir şey yapamıyoruz maalesef. Ondan sonra insanların çığlıkları gelmeye başladı. Balkondan insanlar atlıyor. Sağdan soldan koşuyorlar, çocuğum nerede diyenler, kolu kopmuş kırılmış, bacağı kalmış, yerde sürünerek gelen insanların ordusu. Adeta mahşer günü gibi, böyle zombi ordusu gibi. Yalova’dan İzmit yönüne, karanlık bir yolda ilerliyoruz. Ve yoldaki bütün araçlar durmuş, yıkılan binalara sitelere uzun farlarını yakmışlar. Etrafı gördükçe sadece tek bir soru yankılanıyordu: Ne olacak? Ne olacak? Yani o görüntünün, o yıkıntının tekrar toparlanıp normal bir yaşantıya dönebileceğimizi düşünemiyordum o sırada. Ama hiçbir zaman umudu kesmedim. Hanımın biraz morali bozuldu ilerleyen saatlerde. Helalleşelim dedi, buradan kurtulamayacağız dedi. Fakat ben elimden geldiği kadar, daha önce de aldığım eğitimlerin faydasını görerek bu çok önemli, kapalı bir alanda insanların nasıl hareket etmesi, sesini nasıl duyurması, oksijeni az tüketip nasıl kalması gerektiğini daha önce gemilerde aldığım eğitimlerden bildiğim için, aynı şekilde sakin olmasını tavsiye ettim hanıma. Hep konuştum onunla, aman uyumayın dedim. “Bizi buradan çıkaracaklar, merak etmeyin, sonunda bulacaklar. Ama dayanmamız lazım, çünkü bütün Yalova şu anda bu halde olabilir” “Çok büyük bir şey yaşadığımızın farkındayım ben” dedim. “Korkmayın” dedim. Yani telkin, telkin, telkin… Herhalde 15-18 saat mi kaldık tam da bilmiyorum. Ondan sonra arkadaşlar bize ulaştı. Sesimizi duydular. Sabahı bekledik mecburen. Bir açıklık alana gittik. Sabahı bekledik ama ben sandım ki o gün o yaşanan deprem öyle bitti. Sabah olduğunda beni etkileyen bir şey. Etraf dinmişti. Binalar çökmüş ama saat 5 gibi. Yerin altından insanlar sabah işe kalkmak için belki de belki de sabah ezanı için saatlerini kurmuşlardı. O saatler toprağın altından ötmeye başladı, alarmlar. Bütün mahallede böyle didididit didididit ama toprağın altından geliyor. O beni bitirmişti yani o an. İnsan tabii neden başımıza geldiğini soruyor, çünkü zaten depremde göçükteyken benim o küçücük kızım şunu dedi “Allah’ım ben bunları yaşamak için ne yaptım”. Tabii ki insan niye biz bunları yaşadık diyor ama yani bu artık kader değil. Bizim binamız 5 saniyede yıkıldı. Ben aşağıda 40 saniyeyi yaşadım 5 saniyede yıkıldıktan sonra. Yani hiç mi dayanmaz bir bina. Patır kütür çöktük. Hayatın tekrar devam edeceğini düşündüm, ama etmedi. Hiçbir şekilde, hayatımız geri dönüşü olmayan şekilde o gün değişti. Bir gün önce bir bakıyorsun tüm yaşamın çok güzel Çalışıyorsun, para kazanıyorsun Bir gün sonra bir bakıyorsun çırılçıplaksın, hiçbir şeyin yok. Yani yaşantınızda hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Daha bilinçli düşünüyorsunuz. Çünkü deprem anında bütün mal varlığınızı kaybediyorsunuz. O anda paranın hiçbir önemi olmadığı, zenginliğin hiçbir önemi olmadığı, yalnızca farklı düşüncelere giriyorsunuz. Yani anlatamıyorum… Ölümün çok normal ve sıcak bir şey olduğunu hissettim. yani ölümün her an var olduğunu, öleceğimizi ve bunu bilerek yaşayacağımı, hayatımın sonuna kadar, bu hep böyle oldu. Bana çok normal geliyor yani ölmek ve çok hızlı bir şey aslında, yavaş değil hızlı bir geçiş o. Bunu bilerek hayatta yaşamak gerektiğini, sevdiklerinin kıymetini anlamak gerektiğini, aslında her şeyin ama her şeyin bir hayvan sevgisi kadar masum olduğunu ve sevmekle paylaştıkça güzellik olacağını ben felsefe edindim. Hep öyle oldum ondan sonra da. Yani o bana bunu gösterdi, kıymet bilmeyi öğretti yani. Yeni bir hayat kurmaya çalışıyorsunuz. O zorluklardan bir güzellik çıkarmaya çalıştık. Bir iyilik bulmaya çalıştık. Bir de yani yaptığınız kötülükleri de düşünüyorsunuz. Bakın ben şu kişinin kalbini kırdım ama ne oldu bak, belki de öldü o insan, belki de ben öldüm. Elimizde bir tek iyilik kaldı. O iyiliğin kıymetini bildik. Dostluğun, arkadaşlığın kıymetini bildik. Maalesef acı bir tecrübeyle bildik bunları ama bildik yani. İnsanın çok mucizevi bir başa çıkma gücü olduğunu gördüm. Yani çocuğunu kaybetmiş insanlar yeniden evlendiler veya çocuk yaptılar. Eşini kaybetmiş olan tekrar aşık oldu. Uzvunu kaybetmiş olan yeni bir plastik uzva adapte oldu ve güldü yani hani o ilk etapta gördüğüm şey “bir daha biz mutlu olamayacağız ve hayatımız düzene girmeyecek”ti. 2 sene içinde depremzedelerle çalışırken o mucizeye şahit oldum. Yani hayat ne olursa olsun devam ediyor.

Author:

74 thoughts on “17 Ağustos depreminin 20. yılı: ‘O an’ neler yaşandı?”

  • Soner Çetinkaya says:

    Beterin beteri de var baska depremler de olabilir bu ulkede yikim gelmeden duzelme olmaz ihanet de cezasiz birakilmamali

  • Soner Çetinkaya says:

    Once milletin sonra haikati goren tum ummet ve imanli tum insanliga rabbim felaketi i yasatmasin kimse hak etmez bu dogal rutin bir hayatin gercegi adi ustunde dogal afet..hadi burda dogaya gonul koyamazsin peki ya insan sidatli hayvanlarin ac yirtici kilikli adamlarin insana yapabilecegi herseyi gorduk son yillarda ve bu dunyanin heryerimde.kendi irkin san asoykirim yapiyir insan irki bereye gidiyor

  • Baris Can Oruc says:

    Japonyada 9.8 büyüklüğünde deprem oluyor, bunun istenbulda olursa ne olucagini düşünün, fiziksel olarak imkanı olan bir durum

  • Bu video işini yapıyorsun BBC. Yalnız keşke müzik isimlerini de yazsanız, çok güzel müzikler kullanmışsınız.

  • özgür tuncer says:

    BBC acıları unutturmayarak bizi aslında ciddi olarak uyarıyor ama biz hiç bir şey olmamış gibi tedbir almadan yaşamaya devam ediyor ve yeni felaketlere davetiye çıkartıyoruz. Düşünsenize 1 yıldır İstanbul'da kaç bina durduk yerde yıkıldıysa, 7 ve üstü bir depremde acaba ne olur?

  • Dominik Brodoto says:

    Allah Ülkemizi her türlü doğal afetlerden korusun çok zor zamanlardı 1997-2002 türkiyenin en sıkıntılı zamanlarıydı amcamda o yıl istanbulda depreme yakalandı 1 yıl dili açılamamıştı korkunç birşeydi o dönemki hükümetin rezilliğide bu olayla ortaya çıkmış oldu

  • Bir gün öncesi gecesi Denizden çıkan o yuvarlak alev topları gökyüzüne doğru çıkıyordu. Ben hayal görüyorum zannettim. Ertesi gün deprem oldu. Gece yatakta yakaladı.

  • HayırsızEvlat HainKoca says:

    Merak etmeyin bir daha deprem olmayacak, size söz veriyorum..
    Bir daha size bu acıyı yaşatmayacağım..

  • kentsel dönüşüm yasası kullanılamadı cadde de yapılamayan binaları gördükçe bu video aklıma gelecek istanbul da 8 kat üstü bina olmamalı bırak rantı ölüm var !!!!

  • izlerken değme korku filminde olduğundan daha çok gerildim. kendim de depremi istanbulda yaşamıştım. evin içinde sabaha karşı evin duvarlarında bir sağa bir sola vura vura yürümeye çalıştığım anlar aklıma geldi. uyku sersemi kendimizi çoraplarla pijamalarla sokağa atmıştık. ve o depremin merkez üssü istanbul değildi. bir de şimdi beklenen büyük istanbul depremi olduğunda başımıza gelecekleri tahayyül dahi edemiyorum. etmek istemiyorum…

  • Kısa zamanda bizi daha kötü bir deprem ve felaket bekliyor. Katil deprem değil devlettir. Sığınacak bir alan bırakmadılar. Dönüşüm yapmadılar. Beklenen deprem geldiğinde nüfus kesinlikle yarıya inecek. Allah şimdiden yardımcımız olsun.

  • MARMARA denizi says:

    Yataktan firladik asagiya Allah Allah diye yalin ayak bir saga bir sola koşuyordu akil sagligi gitmişti çok zor bir durumdu cürümüs insanlar enkaz altindan cikariliyordu ben o kokuyu unutamam vede vatan haini alcak serefsizler kadinlarin bileklerini kesip bilezikleri calan mi istersin bir de evleri yağmalayanlarmi istersin o durumda bile faydanlandilar o insanlardan

  • Videoya başlarken deprem anından kesitler olacak enkaz görünecek sanıyordum ve korkmuştum ama sırf röportaj olmasına rağmen o anları yaşadım ve çok daha etkili geldi. Çok başarılı bi video olmuş Bbc'ye teşekkür ediyorum.

  • Samsun’luyum o yıl üniversite hazırlık dershane arkadasım tatil için Yalova’ya gitmişti ailesi ile ve öldü.Hukuk fakültesi kazanmıştı yaşasa şimdi benim gibi 39 yaşında olacaktı .Bu deprem bu ülkeyi yönetenlerin ayıbıdır kimse şimdi bana hikaye okumasın .Maalesef hala yeterli önlem ve şartlar saplanmadan bina yapımına izin veriliyor .Bunların sorumlularını asla af etmeyeceğim!!!

  • HayırsızEvlat HainKoca says:

    Şimdi aklıma geldi, BBC de CNN gibi kendini iktidara satar mı acep?..
    Her neyse, satılıncaya kadar izleriz.

  • Toprağın altından gelen alarm sesleri çok çarpıcı. Beni en çok etkileyense enkaz altından gelen oyuncak melodi sesleri ☹️

  • Allah yasatmasin demeyin kul yaşatır.Binayı curuk yapıp suçu allaha atarsak nankörlük yapmış oluruz.Suan hala hatalar devam ediyor geri dönüşüm saglanmadi deprem toplanma alanları imara açıldı.

  • Ben 99 depreminde 5 yaşındaydım. Deprem olduğunu insanlar söyleyene kadar anlamamıştım. Allah bize deprem sırasında uyanık ve güvende olabilmeyi nasip etsin.

  • Yirmi yıl önce, bundan birkaç saat sonra, kuzenim, annesini kaybetmişti. Yarın evleniyor. Öksüz kardeşlerim, merak etmeyin; anneleriniz sizi cennette bekliyor.

  • Hatırladığın en eski yaz mevsiminde bu deprem olmuştu.Benim için milat gibi ama başkaları için ölüm veya dönüm noktası.Bir hafta öncesinde de yine hayatımdaki ilk güneş tutulmasını izlemiştim.Deprem gecesi ayın ışığı odamın içini aydınlatıyordu.Deprem anında uyanıktım, o ışık hüzmesinin hareket ettiğini hatırlıyorum.Bina sallandığı için sanırım.

  • Aglayarak dinledim ve icim cok.garip oldu. Suan 17 agustos 2019.saat 02.12 ve suan korkuyorm sanki bdaha olcak gibi. Allah im sen bdaha yasatma nolur. :(((

  • Almira Ayrancı says:

    Bu millet iflah olmaz kardeşim ne siyasetçisi ne milleti herkes ayrı bir şey oturduğumuz yerden konuşuyoruz 20 yılda ne gerçekleşti ne farkı var 20 yıl önceki yılla çarpık kentleşme var göçmen konusu hala var belediyelerin para kaçırmacılığı hala var tatbikatı tatbikat adı olsun diye yapan iğrenç okul müdürleri var hiçbir şey yok olmadı hala her şey var ve fazlasıyla arttı şu an aynı deprem yine olsa 20 yıl öncekinden daha fazla etki yaratacak bundan eminim tabii inşallah olmaz sonumuz hayrolsun

  • Deprem baslamadan once ki o ses ugultu 20 sene gecti hala kulaklarimda enkazda ölen öldü ölmeyen ise ciktiktan sonra sıyırdı kafayi…heleki iki.gun sonraki.ceset kokulari ….Rabbim yasatmasin bidaha

  • küçük bir çocuktum o gece izmir'den istanbul'a dayımlarda birkaç gün kalmaya gidecektik. dayım büyük bir iş adamının villasında kapıcıydı. istanbulun lüks semtlerinden biriydi tam hatırlamıyorum. cok sıkıcı bir gündü trafik sıkışık hava sıcaktı. neyse istanbul'a vardık. vıllaya girmiştik o arada kuzenlerim bana villayı gösteriyor havuzunu filan gösteriyordu. saat 11.30 filanda uyumaya gittik.saat 3.30 oldugunda biranda herkes uyandı garip sesler duydum cam sesleri açık pencereler uyuyordum o sıra. neyse bizi aşağı doğru indirdiler. fakat kapı elektronik oldugu için açılmıyordu.Çünkü elektrikler gitmişti.neyse omer dede diye biri geldi kapıyı açtı bahçeye indik. o anı hiç unutmam bahçeye uzandım ve gökyüzüne bir baktım birde ne göreyim. gokyüzü öyle bir kırmızıydı ki kan çanağa gibi. ınanılmaz bir kırmızılık korku filmlerinde ki gibi.dehşet bir kırmızılık bu.zaten yaşayanlar bilir.

  • Mavi çizgili arkadaş oda benim gibi etkilenmiş o sesler herşey aklımda gür gür gür kiremitler cıtırtılar herşey.İnsan çaresizligini basitligini gayet güzel anlıyor.Allah bu millete yaşatmasın.İkincisinde Merdivendeydim düzce depreminde Yine İçimdem Allahım nere kaçayım?.dedim.İkinçisi de kötüydü tamam dedim gidiyoz ev zıpladı.

  • Depremde çocukluk arkadaşlarımı kaybettim. Hepsini Allah rahmet eylesin. Madem kimse birşey yapmıyor bari biz vatandaşlar Çok katlı binalardan ev almasak bir daha yapmazlar aslında. Ders vermek lazım müteahhitlere. Satılmasa ellerinde kalsa ders alsalar. Ama alıyoruz hala. Ya da bir kanun çıksa 8 kattan fazlası yapılmasa. Ama rant işte. Çok yazık. Keşke para bu kadar insanı esir almasa. Üç günlük dünya. Para seni kurtarmayacak.madem yüksek bina yapılmaya devam ediliyor bari mütahitler vicdanlarını paraya satmayıp malzemeden çalmasınlar artık.

  • Az önce Marmaris muğla da 3.3 deprem oldu ve istanbuldan hissettik annemlerde kalmak için geldim ve o an sadece ufacık sarsıntıyla bile cocuklarımı kucaklayıp kendimi dısarı attım allah yardımcımız olsun

  • Ben 15 yasindaydim daha yeni ergenlige gelmisim uzerimde birsey olmadan sokaga firladim gokyuzunde cok yogun bir sekilde yildizlar beliriyordu nedenini halen daha merak ediyorum bu arada ben istanbulda yasadim depremi

  • Ne kadar kötü bir gün olduğunu, konuşurken seslerinin titremelerinden, gözlerinin önünde canlanan manzaranın yüzlerine taşıdığı ifadeden, korkudan, travmadan anlayabilirsiniz. Ben burada çok kötü oldum gerçekten çok kötü bir his.. bir daha böyle bir olay yaşamayiz umarım..

  • Yorumlara bakiyorum herkes Allah korusun diyor. Arkadaslar bir Allah varsa bile yani tanri bu kesin olarak doga olaylarina mudahale etmiyor bunu lutfen ogrenelim. Oturdugumuz binayi duzgun secelim 5 saniyede coken binanin sorumlusu ne tanri dir ne de depremdir. Ben Avustralya'nin sydney kentinde yasiyorum burada hic deprem olmuyor cunku fay hatti yok. En buyuk deprem 1968 de Bati Avustralya' nin Meckering yerlesim birimine yakin bir yerde 6.5 siddetinde oldu ve olen yok 20 kisi yaralandi sadece. Avustralyanin kaydedilen 165 yillik tarihinde depremde olen sayisi 16 kisidir. Bakin 16 bin degil sadece 16. Dunya da depremler fay hatlarinin enerji biriktirerek kirilmasiyla olusur. Turkiye bu fay hatlalrinin yogun oldugu bir yer ve enerjileri yuksek. Ama kaderci Allah korusun dedigimiz icin her depremde binlerce insanimiz öluyor. Onumuzdeki Istanbul depreminde de malesef bu olacak.

  • Yorumlar genellikle Allah yaşatmasın şeklinde ama deprem bir doğa olayı. Deprem öldürmez bina öldürür. Yaşanan onca şeyden sonra ne devlet gerekeni yapmış ne de biz vatandaşlar çoğu vatandaş eğitimsiz ve sırf 2. Ev olsun mantığı ile 30 yıllık binasına kat çıkan var. Aslında kendi mezarımızı oluşturmaktan başka hiç bir çalışmamız yok.

  • Ya bilim, ya ölüm. Okumaya başlayın, okumuyorsanız okutun, okutmuyorsanız okuyana saygı gösterin. Onlar sizin için güvenli bina da yapar, deprem sonrası konteynerları da doldurur, ülkenin hazinesini doldurur da böyle bir durumda size bedavaya yeni yerleşim yerleri kurar, kontrolsüz çocuk da yapmaz… Tek gereken şey akıl…

  • Tam acemi birliginden usta birligi ne gittigim ilk zamanlardi ranza sanki eski besikler olurya oyle boyle sallanmadi Tam anlamiyla felaket halen hic bir önlem alinmadi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *